| |

Proctonet ile yapılmış klinik çalışmalar
-A-
ANAL FİSSÜRLERİN TEDAVİ AMAÇLI BAKIMI
DENEY
Dr.A.Savioli,Dr.P.Setti,Dr.G.Calcina,Dr.S.Lagana,Dr.L
Benati
Ospedale Civile-Asola (MN)
USSL 45 Amb. Coloproctologico Divisione Chirurgia Generale-Asola(MN)
GİRİŞ
Anal fissür, anüsün dışarı doğru çıkmış kıvrımları üzerinde,
uçta yer alan yarıklar,çatlaklar halinde görülen dermoepidermik
yaralar olarak tanımlanmaktadır.
Anüsün arka kıvrım tarafı, bu tarz patalojinin en sık
görüldüğü bölge olarak değerlendirilmektedir; bu durumun
sebebi henüz açıklığa kavuşabilmiş değildir. Halen, damar
tıkanıklıkları ve kabızlıkların etkileriyle, kadın cinsiyetinin,
rahatsızlık üzerine yadsınamaz hormonal özellikleri ile
getirdiği etkiler tartışılmaktadır.
Anal fissürlerin semptomatalojisi, kendisini iki belirgin
işaretle göstermektedir: acı ve sfinkterde görülen kasılmalar.
Bu çalışmanın ana amacı, Asola 45. USSL cerrahi bölümünün
koloproktoloji servisinin, bu patolojinin tedavisi için
gerekli gördüğü hareket şekillerinin açıklanmasıdır.
MATERYALLER VE METODLAR
1993 yılı içerisinde, Asola 45. USSL cerrahi bölümünün
koloproktoloji servisi bünyesinde, 60 anal fissür vakası
incelenmiştir. Bu hastaların, 25’i (%41.6) erkek, 35’i
(%58.4) ise kadındır. Hastaların ortalama yaşı ise
55.6’dır (1. tablo)
54 vakada, fissürler, anüsün arka kıvrım bölümünde yer
almaktayken, sadece altı vakada anüsün ön kıvrım bölümünde
yer almaktaydı.
Hastalar tarafından en çok ifade edilen semptomlar, acı,
kabızlık ve kanama durumları idi.
Ayrım gözetmeksizin, bütün fissür vakalarında, hastalarımıza
ilk tedavi yolu olarak, aşağıda ifade edilen, protokolü
önerdik:
- Posalı yiyeceklerden oluşan bir diet ve bol sıvı
(günde 2 litre su)
- Günde iki defa, yarım ölçü “sabun içermeyen deterjan”
Proctonet Likit......
- 1 ay süreyle günde iki defa uygulanmak üzere, üç
değişik ölçüde criotermik anüs genişletici uygulanması
- Anuskopi ve bir ay sonra muayenehanemizde kontrol
vizitesi
Muayenehanemizde yapılan ikinci kontrolde, ilk seferdeki
hastalarımızdan yalnızca 50 (35 kadın ve 15 erkek hasta)
hasta hazır bulundu.
28 vakada, uygulanmış olan tedavi protokolü sayesinde,
anal fissürlerin neredeyse tamamen tedavi edilmesi ve
semptomların yok olması durumuna ulaşıldı. Bu durumdaki
hastalara, anüs genişletici uygulamanın sona erdirilmesi,
posalı yiyecekler ve bol sıvı içeren diyetin ve Proctonet
likit uygulamasının devam ettirilerek, 6 ay sonunda üçüncü
bir kontrol için merkezimize gelmeleri tavsiye edildi.
Diğer 22 hasta için ise, ilaç tedavisinden sonuç alınamaması
sebebiyle, ameliyatla tedavi tavsiye edildi ve hastalardan
15’i ameliyatla tedaviyi kabul ettiler. (Tablo 2)
Bölümümüzde bu operasyon, genel anestezi ve lateral sfinterotomi
SX ameliyatı ile gerçekleştirilmektedir. Hastanede müşahade
süresi ortalama olarak dört gündür.
Hasta, söz konusu ameliyat sonrası, merkezimizden taburcu
edildikten 1 hafta sonra, kontrol amacıyla tekrar çağrılır.
Bu kontrolden 2 ay sonra, ikinci bir kontrol daha gerçekleştirilir.
Ameliyat sonrası kısa dönemde, hastalarımızda komplikasyonlara
rastlanmazken, uzun dönemde de negatif sonuçlar ortaya
çıkmamış bulunmaktadır.
Ameliyat geçiren bütün hastalarımıza, posalı yiyecekler
ve bol sıvı içeren diyet ile Proctonet Likit uygulaması
tavsiye edilmiştir.
SONUÇLAR
Toplumda, anal fissür durumları gereğinden fazla hafife
alınmakta, bu patolojiye sahip kimselerin büyük çoğunluğu,
gayet iyi anlaşılabilecek sebeplerden dolayı, gerekli
doktor ziyaretleri ve tedavilerin başlatılması için
oldukça isteksiz olarak görülmektedirler.
Bu durumun doğal bir sonucu olarak, hastalarımızın çoğunluğu,
semptomlar son aşamaya gelmiş ve rahatsızlığın çoktan
kronikleşmiş olduğu bir dönemde gelmektedirler.
Merkezimiz tarafından, Anal fissürlerin ilk teşhisi
durumunda, Ragadenin patolojik olarak ameliyattan başka
hiç bir çözüme izin vermeyecek halde olduğu durumlar
haricinde, daha önce bahsedilmiş olan protokol dahilinde,
ilaç tedavisi ile sona erdirilmesi yolu kesinlikle tercih
edilmektedir.
Tedavi protokolümüzün ana amacı, bahsedilen patolojinin,
2 temel özelliği üzerinde etkili olabilmektir.
- Posalı yiyecekler ve sıvı ağırlıklı bir diyetle kabızlığın
düzeltilmesi. Doğal olarak kabız olan bir hasta, anal
travma göstermeye çok daha yatkın olmaktadır. Bu travma,
fissürlerin tekrar açılmasını veya iyileşmesinin gecikmesini
sağlamaktadır.
- Anal genişleticiler yoluyla sfinkteral basıncının
ortadan kaldırılması. Bu şart da fissür oluşumunu ve
ciddiyet seviyesini etkilemektedir.
Rahatsızlığın bu tedavi şekli kullanılarak tam anlamıyla
iyileşebilmesi için, hastanın da bizim tarafımızdan verilen
tedavi şekillerini tam olarak ve aksatmadan uygulayarak
işbirliğine gitmesi kesinlikle gerekmektedir.
Ameliyatla tedavi, ancak ikinci kontrol sonucunda, klinik
tabloda, uygulanan diyet ve genişleticilere karşın herhangi
bir iyileşme görülmemesi durumunda tavsiye edilmektedir.
Bizim görüşümüze göre, aşağıda belirtilen sebeplerden
dolayı, durum ne olursa olsun, ilk aşamada ilaçla tedavi
uygulanması tercih edilen bir uygulamadır:
- Hasta, ameliyatla müdahaleyi engellemek yaklaşımındadır.
Bu durumun sebebi, ameliyat her ne kadar basit bir
uygulama olsa da, genel anestezi gerektirdiği için,
çeşitli sorunlara yol açma riskinin var olmasıdır.
- Uyguladığımız protokol (diyet ve genişleticiler),
iyileşme yolunda oldukça dikkate değer, pozitif sonuçlar
sağlamaktadır.
- Uyguladığımız genişletici ilaç tedavisinin toplam
maliyeti (yaklaşık 50.000 italyan lireti), hastahanede
4 günlük bir müşahade gerektiren ameliyat uygulamasına
göre oldukça düşük bir maliyet ortaya çıkartmaktadır.
Bu son özellik, ilaç tedavisinde duyarlı olunmaması
ve rahatsızlığın nüksetmesi durumlarında da önemini korumaktadır.
Uyguladığımız metodların göstermiş olduğu başarı, bizi
hem medikal nedenlerle hem de bu uygulama sonucunda,
hastahanede müdahale edilecek durumların ve sağlık harcamalarının
azaltılması amacıyla, bu yolda devam etme konusunda cesaretlendirmiş
bulunmaktadır.
ÖZET
Yazarlar, anal fissürlerin tedavisi konusunda yaşamış
oldukları deneyimleri aktarma çabası içerisindedirler.
Asola 45. USSL cerrahi bölümünün koloproktoloji servisi
bünyesinde, 1993 yılında, 60 anal fissür hastası gözlem
altına alınmıştır. Bu hastalardan 15’i Lateral Sfinterotomi
SX ameliyatı ile tedavi edilmiş, 28 hasta ilaç tedavisi
(posalı yiyecekler ve bol sıvıdan oluşan diyet ve genişleticiler)
sonucunda iyileşmiş, ilaç tedavisi uygulanan 10 hasta
ikinci kontrole gelmemiş ve ilaç tedavisine cevap vermeyen
7 hasta da ameliyat yoluyla tedaviyi kabul etmemiştir.
Uyguladıkları metodların sonuçlarını ve deneyimlerini
değerlendiren yazarlar, anal fissürlerin tedavisinde,
ameliyatla tedavi yoluna başvurulmadan önce, mutlaka
ilaçla tedavi yönteminin denenmesi gerektiğini savunmaktadırlar.
Bu savunma, hastaların ameliyatla tedavi karşısındaki
çekinceleri, hastahanede tedavi edilen vakaların azaltılması
ve sağlık harcamalarının düşürülmesi bazında öne sürülmektedir.
Tablo 1:
Asola 45. USSL cerrahi bölümünün koloproktoloji servisi
bünyesinde, 1993 yılında incelenmiş olan anal fissür
vakaları
KADIN 35 (%58.4)
ERKEK 25 (%41.6)
Tablo 2:
Protokolümüz sonucunda elde edilen tedavi sonuçları.
AMELİYATLA TEDAVİYİ
7 hasta
REDDEDEN HASTALAR
(İlaçla tedavinin başarısızlığından sonra)
LATERAL SFINTEROTOMI SX
15 hasta
(İlaçla tedavinin başarısızlığından sonra)
İLAÇ TEDAVİSİ İLE İYİLEŞENLER
28 hasta
İKİNCİ KONTROLDE
10 hasta
HAZIR BULUNMAYAN HASTALAR
(İlaçla tedaviden sonra)
-B-
Operasyon sonrası iyileşme amaçlı PROCTonet Krem kullanımı
Dr.M.Giordano,Dr.G.Estienne,Dr.F.Di Bella
Cenova Bölgesel Devlet Hastanesi,Proktoloji Cerrahisi
Bölümü,İtalyan Kolon-Proktoloji Dergisi, p.89,Temmuz,1998
ÖZET
Yazarlar, anüs bölgesinde yapılan ameliyatlardan sonra,
yaraların tedavisinde kullanılan Proctonet Krem’in
sonuçları hakkındaki çalışmalarını kaleme almışlardır.
Kullanılan ürünün etkisinin anlaşılabilmesi için, hemoroidektomi
ameliyatı (Annous tarafından geliştirilmiş Milligan
ve Morgan tekniğiyle) uygulanmış, 20 kişilik iki ayrı
grup üzerinde incelemeler yapılmıştır. İlk grup, ameliyat
yaralarını Dakin tipi bir solusyonla temizlerken, ikinci
grup Proctonet krem kullanmıştır.
İki grup üzerinde yapılan incelemeler sonucunda (rahatsızlıklar,
objektif veriler ve ortalama iyileşme süreleri değerlendirilerek),
yazarlar, kremin, hem operasyondan kaynaklanan yaraların
temizlenmesinde, hem de iyileştirme sürelerinin kısalması
anlamında, daha yararlı olduğunu ortaya koymaktadırlar.
Proktolojik ameliyatlarda, ameliyat yaraları genel
olarak açık durumda bırakılır ve 5-6 haftalık bir periyod
sonucunda, granül oluşumu yoluyla kendi kendilerine kapanmaları
beklenir. Hastalar bu süreç içerisinde, iyileşme evrelerinin
gelişiminin gözlenmesi amacıyla kontrol edilirler; ancak
hastaların çoğunluğu, yanma, acı, kaşıntı ve ıslak anüs
hissi gibi rahatsızlıklardan şikayet etmektedirler. Bu
sorunların azaltılabilmesi ve ameliyat yaralarında kalıcı
zararların önlenebilmesi amacıyla, su ve antiseptikler
yardımıyla sıksık temizleme işlemi ve değişik pomatların
kullanımı tavsiye edilmektedir. Bu uygulamaların sonuçları
her zaman olumlu olmamakta; hatta belirli durumlarda,
bizzat kullanılan maddelerin kendileri, çeşitli rahatsızlık
ve sorunlara yol açmaktadırlar.
Bunun dışında, hastalarda, genellikle ameliyatlı bölgeye
dokunma ihtiyacı ve eğilimi gözlenmekte, bu sebepten
dolayı da, yaraların tamamen temizlenmesi çok zorlaşmaktadır.
Bu durumda, taburcu edilme işlemi sırasında, hem hijyenik
uygulamaları kolaylaştıracak hem de yaraların temizliğini
daha kolay hale getirecek bir ürünün reçetelendirilmesi
gerekli görülmektedir. Bu sebeple başlattığımız çalışmamızda,
hem anal bölgede gerçekleşen ameliyattan kaynaklanan
yaraların iyileşmesini kolaylaştıracak, hem de iyileşme
süreci dahilinde, yaralı bölgelerin tam olarak temizlenmesini
sağlayacak bir ürünü inceledik.
Proctonet krem ürünü, at kestanesi, güvercin otu, ebegümeci,
anal yaraların tedavisinde etkili olan tatlı badem yağı
gibi değişik komponentler ve elastin proteini içermektedir.
MATERYALLER VE METODLAR
Ameliyat sonrası dönemin, incelemeye homojen bir ortam
yaratabilmesi için, hepsi de Arnous tarafından geliştirilmiş
Milligan ve Morgan tekniğiyle hemoroid ameliyatı geçirmiş,
20 kişilik iki grup üzerinde incelemelerde bulunduk.
Ameliyattan sonra, taburcu edilme aşamasında, hastalar
birinci ya da ikinci gruba dahil ediliyor ve dahil edildikleri
gruba göre belirlenmek üzere, her birine aynı iyileştirici
pomat reçete ediliyordu. İlk gruptaki hastalara, anal
ve perianal bölgelerini periodik olarak su ile yıkamaları
ve Dakin tipi bir solusyon kullanmaları söyleniyordu.
İkinci gruba ise, anal ve perianal bölgelerini düzenli
olarak su ile yıkamaları ve Proctonet Krem kullanılmaları
söyleniyordu; ayrıca bu guruptaki hastalara, Proctonet
kremi, anüs kanallarına da uygulamaları tavsiye ediliyordu.
Hastalar, haftada bir defa, muayenehanemizde muayene
ediliyorlardı; birer tablo üzerinde karşılaştıkları sorunlar
ve rahatsızlık şikayetleri not ediliyor ve ameliyattan
kaynaklanan yaralarının gelişimi kontrol ediliyordu.
SONUÇLAR VE DEĞERLENDİRMELER
1 numaralı tablo, iki hasta grubuna ilişkin elde edilen
verileri göstermektedir; karşılaştırma yapılması durumunda,
Proctonet Kremin, hem operasyon sonrası görülmesi muhtemel
olan rahatsızlıkları azaltmakta etkili olduğu, hem
de ameliyattan kaynaklanan yaraların iyileşmesine olumlu
katkı yaptığı gözlenmektedir. Burada belirtilmesi gereken,
Arnous tarafından geliştirilmiş Milligan ve Morgan
tekniğiyle hemoroid ameliyatı yapılması durumunda acının
olmayacağıdır. Eğer acı varsa, bu durumda, hastada
belli bir komplikasyon durumunun var olduğunu düşünmemiz
gerekecektir. Ameliyat yaralarından kaynaklanan küçük
miktarlardaki kan kayıpları dahi, normal olrak kabul
edilmelidir. Ama yanma, az miktarda ve dayanılabilir
acı, kaşınma ve anüs ıslaklığı hissi, oldukça sık karşılaşılan
ve dışarıdan yıkamayla giderilemeyecek durumda olan
ameliyat sonrası rahatsızlıklardır.
Bu rahatsızlıklar, bir parmağın, anüs kanalına sokulması
suretiyle bu kanalda, ve ameliyat yaraları civarında
kalmış olan dışkı kalıntılarının temizlenmesi yardımıyla
önlenebilecektir. Bu işlem, Proctonet Kremin kayganlaştırıcı
özelliği sayesinde kabul edilebilir ve uygulanabilir
durumda olacaktır. Ayrıca, Fransız proktoloji okuluna
göre, ameliyat sonrası dönemde, en az 5 ila 6 hafta boyunca,
işaret parmağının anüs kanalına sokulması gerekliliğini
de unutmayalım. Bu işlem, ameliyat yaralarının erken
kronikleşmesini ve yüzeyde daralmaların ortaya çıkmasını
engelleyecek ve anüs kanalına esneklik kazandıracaktır.
Proctonet Kremin kayganlaştırıcı özelliği sayesinde,
bu işlem de kabul edilebilir ve uygulanabilir durumda
olacaktır
Her iki grupta yer alan hastalar da, 5 ila 6 haftalık
nekahat döneminden sonra tamamen iyileşmişlerdir; ancak
nekahat döneminde hissedilen rahatsızlıkları ve elde
edilen diğer verileri incelediğimizde, Proctonet Krem
lehine bir görüş bildirmemiz kaçınılmazdır. İkinci grupta
yer alan ve kendilerine Proctonet Krem yazılmış olan
hastalar arasında, nekahat döneminde rahatsızlık çektiklerini
belirtenlerin oranı, %40’a eşittir ve bu oran da, birinci
grupta yer alan hastaların rahatsızlık oranı olan %80’e
kıyasla oldukça düşük kalmaktadır. İkinci grupta yer
alan hastaların %60’ı, bu dönemde anüs bölgesinde herhangi
bir rahatsızlıktan şikayette bulunmamışlardır; ayrıca
bahsedilebilecek bir başka gerçek, ikinci gruptaki bazı
hastalarda, Proctonet Kremin yara bölgelerini daha iyi
temizleyebilmesinden kaynaklanan bir şekilde, iyileşme
sürelerinin kısaldığının görülmüş olmasıdır.
İncelememiz sonucunda, Anal rahatsızlıklar dolayısıyla
ameliyat olan hastalarımızın taburcu edildikten sonra,
anal bölgenin temizliği için Proctonet krem kullanmalarını
tavsiye etmekteyiz.
TABLO 1 – Arnous tarafından geliştirilmiş Milligan ve Morgan
tekniğiyle ameliyat edilmiş hastalarda, ameliyat sonrası
dönemde Proctonet Krem kullanımı.
| Ameliyat sonrası dönem |
20 hastalık grup
Dakin tipi solusyon
kullananlar
Vaka sayısı % |
20 hastalık grup
Su ve Proctonet krem
kullananlar
Vaka sayısı % |
Karşılaşılan rahatsızlıklar
Yanma
Az ve katlanılabilir acı
Kaşıntı
Hiçbir rahatsızlık yok |
10 50
1 5
5 25
4 20 |
6 30
- -
2 10
12
60 |
Lokal durum değerlendirmesi
Granül oluşmuş ve düzelmiş yaralar
Nemli ve ıslak yaralar (Islak anüs hissi)
Lokal
iritasyon vakaları |
14 70
3
15
3
15 |
18 90
1
5
1
5 |
| Ortalama düzelme süreleri |
6 hafta (+ - 1) |
5 hafta (+ - 1) |
-C-
BASUR TEDAVİSİNDE KULLANILAN PROCTONET-PLUS’IN ETKİSİ
ÜZERİNE YAPILMIŞ ÇİFTE KONTROLLÜ BİR ÇALIŞMANIN SONUÇLARI
Dr.M.Giordano, Dr.B.Rebesco
Azienda Ospedaliera S. Martino di Genova e Cliniche Universitarie
Convenzionate Sezione Autonoma di Proctologia Chirurgica
GİRİŞ
Basur, anüs kanalının dış cidarında, altderi (derma)
ile kaplı bulunan bölümde meydana gelen yaralar olarak
tanımlanmaktadır. Anglosakson otoriteler, yüzeyde yeralan
lezyonları “fisür”, daha derinde yer alanları ise “ülser”
olarak adlandırmaktadırlar. Hemen her zaman, anüsün arka
kıvrımında yer alan ve sfinkterin alt sınırından itibaren
elips şekli taşıyan lezyonların, yatay bir şekil arzetmeleri
durumunda, farklı bir lezyondan veya –en azından- değişik
bir yapıya sahip lezyonlardan şüphelenilmelidir.
Kabızlık, basurun en sık rastlanan tetikleyicisi olarak
bilinmektedir; hacimli ve sert bir yapıya sahip olan
dışkılar, yüzeyde küçük lezyonlar oluşturarak, mekanik
bir zarara yol açmaktadırlar. Ayrıca kimyasal (alkalinli
dışkılarla pH dengesinin değişmesi sonucu) ve bakteryel
etkiler de basur oluşmasına sebebiyet verebilmektedirler.
Ayrıca, müshil ilaçlarının periyodik suretle kullanımı
da, anüsün elastikiyetini azaltmakta, daralmaya sebep
olmakta ve bu sebeple, dışkı kütlelerinin geçişi sırasında
travmatik durumlar ortaya çıkabilmektedir.
Rahatsızlığın sebepleri arasında, anite ve proktiteyi
de saymak gereklidir; özellikle kronik travmalarla birlikte
görüldüklerinde, iç sfinkterin ve sfinkteri çevreleyen
mukozanın fibrosisine yol açan iltihaplanmalara sebebiyet
vermektedirler.
Basur, akut durumundayken, uç tarafında, iç sfinkteri
uzunlamasına katederek, anüs altderisine bağlanan lifler
yer almaktadır; kronik olması durumunda ise, iç sfinkterin
liflerinin çaprazlama katetmeleri söz konusudur; bu durumun
yanında hemen her zaman, harici skin-tag ve iç liflerde
yalancı ur (pseudopolipo) durumu görülmektedir. Bu iki
durum da, dokuların iltihaplanmasının bir sonucudur.
Basurun, akut durumundan kronik hale dönüşmesi, iç sfinkterdeki
hipertansiyon durumunun artması ve dışkılama sırasında
anüs kanalının elastikiyetinin gitgide azalması şartlarına
bağlıdır. Yapılan birçok araştırma sonucunda, tedavi
edici ilaçların uygulanması durumunda, endoanal fisürlerin
iyileştirilmesinde yol katedilebildiği ortaya çıkartılmıştır.
Bu çalışma, PROCTONET PLUS adıyla bilinen yeni bir ürünü,
akut basur tedavisi konusunda Placebo ile karşılaştırmış
ve çifte kontrol sonucunda elde edilen bulguları ortaya
koymuştur.
01.01.01 ile 30.06.01 tarihleri arasındaki altı aylık
süre boyunca, 1.721 hasta klinik muayeneden geçirilmiş,
bu hastaların 310’u (%18), akut veya kronik anal fissür
rahatsızlığına sahip olup, bunların içinden 80 hastada
da, iki ayrı noktada (yani anüs kanalının hem ön hem
de arka bölümünde) fissür oluşumuna rastlanmıştır.
Bu çalışma kapsamına, anüs kanalının arka tarafında fissür
bulunan 100 akut basur hastası ile iki ayrı yerde fissür
bulunan 30 akut hasta dahil edilmiştir.
Dahil edilme kriterleri:
- Erkek ve kadınlar
- 18 ilâ 75 yaş arasında
- Aşağıdaki karakteristik özelliklere sahip olan fissür
durumları
- En fazla 20 gün önce rastlanmış klinik semptomlar
- 2 aydan az, 4 aydan fazla olmayacak şekilde rahatsızlığın
nüksetmesi
- Manometrik değerlerin, normal değerlerden en fazla
%50 oranında yüksek olması
Dahil edilmeme kriterleri:
Aşağıdaki kriterlere uyan hastalar, çalışma kapsamına
dahil edilmemiştir:
- Kroniklik işaretleri gösterenler (skin-tag, hipertrofik
kabarcıklar, yalancı ur)
- Normal değerlere göre %50 oranından daha yüksek olan
manometrik değerler
- İşlemin başlamasından önceki iki ay içerisinde steroid
ve/veya immunosoppressori ilaçlarla tedavi görmüş olmak
- O anda varolan veya daha önce geçirilmiş olan ve
çalışmanın sonuçlarını etkileyebilecek rahatsızlıklara
sahip olanlar:
- Ülserli kalınbağırsak
- Crohn hastalığı
- Celiaca (karın boşluğu) hastalığı
- Hastanın prosedürleri izlemesini engelleyecek psikotik
rahatsızlıklar
Deneysel tedavi sırasında, çalışmaya konu olan rahatsızlığın
klinik seyrini etkileyebilecek veya kullanılan ürünlerin
etkilerini arttırabilecek ilaçların kullanımından kaçınılmış
bulunmaktadır. Bu çalışma kapsamına giren anal rahatsızlıktan
bağımsız olan kronik patolojiler için ise uygun tedavi
yöntemleri ayrıca uygulanmıştır.
Hastalar aşağıda belirtildiği şekilde gruplandırılmıştır
:
A GURUBU : Arka kısımda fissür bulunan 50 hasta, A Kremi
B GURUBU: Arka kısımda fissür bulunan 50 hasta, B Kremi
A1 GURUBU: İki yerde fissür bulunan 15 hasta, A Kremi
B1 GURUBU: İki yerde fissür bulunan 15 hasta, B Kremi
Hastalara A ve B kremlerini, günde iki
defada, su ve tatlı badem yağı ve bitkisel özler içeren
bir temizleyici ile bölge temizlendikten sonra, işaret
parmakları (lastik bir kapla kaplı olmak
üzere) yardımıyla, en az bir dakika süreyle anüslerine
uygulamaları söylenmiştir.
Tedavi süresi 45 gün olmuştur ve kontrol vizitelerinde,
Anoskopi’nin yanısıra, manometrik ölçümler de yapılmıştır.
SONUÇLAR VE DEĞERLENDİRMELER
Çalışma sonucunda, A Kreminin, temel bir krem olan Placebo,
B Kreminin ise, Çinko oksidi, Polidokanol, Badem yağı,
Centella asiatica hulasası, Güvercin otu hulasası, Bizmut
subnitratı, Magnezyum oksit, Titanium bioksit, escina
lipozom, D-alfa tocoferile asetat, sarısabır, potasyum
gliserini içeren PROCTONET PLUS olduğu doğrulanmıştır.
Fissürler, B gurubu hastalarının 48’inde (%96), A gurubu
hastalarının 16’sında (%32), B1 gurubu hastalarının 14’ünde
(%93) ve A1 gurubu hastalarının 5’inde (%33) tamamen
iyileşmiştir.
Fissürleri tamamen iyileşmeyen B gurubunun iki ve B1
gurubunun bir hastasında, semptomatik şikayetlerin (kaşıntı,
yanma ve rahatsızlık hissi) önemli ölçüde azaldığı müşahade
edilmiştir.
Bütün hastalar, anüs kanalının genişlemesinin sonucunda,
normal manometrik değerlere dönüş göstermişlerdir. Basıncın
devam ettiğinden şikayet eden iki hasta, A ve A1 guruplarından
birer hastadır; birinci hastaya, Arnous tekniğiyle anoplastikle
posterior sfinterotomi ameliyatı uygulanmış, ikinci hastaya
da, yine Arnous tekniğiyle, anoplastikle minimum sfinterotomi
ameliyatı uygulanmış, ve hem arka hem de ön bölümdeki
fissürler tedavi edilmiştir. Her iki hasta da yaklaşık
30 gün içerisinde sağlıklarına kavuşmuşlardır.
Ortalama iyileşme süreleri, B gurubu hastaları için 20+-15
gün ve A gurubu hastaları için de 45+-15 gün olmuştur.
Akut anal fissürlerin tedavisi, lezyonların anatomik
tedavisi ve sfinkter basıncının normal değerlere çekilmesi
ile sağlanabilmektedir; akut durumda normal değerlerden
%50’ye varan oranlarda yüksek olan bu basıncın normal
düzeylerde tutulabilmesi, mikrokristal yönünden zengin,
lifli bir diyet uygulayarak basıncın dengelenmesi ile
mümkün olabilmektedir.
Fissürler ise, medikal bir müdahale olmadan zorlukla
iyileşmektedirler; çalışmamız sonucunda, Proctonet Plus
yardımıyla tedavi edilen hastaların neredeyse tümünde,
rahatsızlığın tamamen geçtiği gözlenirken, Placebo kullanan
hasta grubunda iyileşme oranlarının sadece %32-33 düzeyinde
kaldığı görülmektedir. B grubunda, anatomik lezyonları
tam olarak geçmeyen hastalarda da (sadece üç hasta),
semptomlardaki (kaşıntı, yanma, rahatsızlık hissi) belirgin
azalmalar dikkati çekmektedir. Bu sonuca, uygulanan tedavi
yardımıyla, anüs kanalının genişletilebilmesi ve bakteryel
etkilerden kurtarılabilmesi sonucunda erişilmiştir. Bu
üç hastada, tam iyileşme, yaklaşık 8 haftalık terapi
döneminden sonra elde edilebilmiştir. Hiçbir hastada,
anal ve perianal bölgelerde tahriş olma durumu gözlenmemiştir.
Bütün bu verilerin sonucunda, Proctonet Plus’ın, akut
fissür tedavisinde ve semptomların –yanma, dışkılama
sonrası acı, yanma, ıslak anüs hissi gibi basit bir anüs
temizliği ile giderilemeyen rahatsızlıklar- ortadan kalkması
sürecinde, büyük başarı sağladığı görülmüştür.
Bu rahatsızlıklar, lastik kaplı bir parmağın, badem yağlı
bir temizleyicinin kayganlaştırıcı etkisinin de yardımıyla
anüs kanalına sokularak, en az bir dakika süreyle işlem
yapılması ve bunun sonucunda da, anal kasların genişletilmesi
sonucunda tam olarak giderilebilmektedir. Bu işlem sonucunda,
anal kaslar güçlenmekte, spazmlar azalmakta ve fissürlerin
tamamen iyileşmesi sağlanabilmektedir. Bu yeni ürün,
Proctonet Plus, bizlere, fissür bölgelerinde nasıl dayanıklı,
elastik ve kalıcı bir granül dokusu oluşturup, tedavide
başarı gösterdiğini kanıtlamış bulunmaktadır.
-D-
PROCTonet’in Hemeroidal rahatsızlıklarda etkisi
Dr.R.Brina, Dr.V.Pezzangora, Dr.R.Lion,
Dr.M.Monaldi
36 numaralı Mestre Devlet Hastanesi (Venedik),Cerrahi
Bölümü
(Bölüm şefi:Dr.G.C.Papaccio),İtalyan Kolon-Proktoloji
Dergisi Vol.7, cilt 3,1988
AA, hemoroidal rahatsızlıkların tedavisinde kullanılan,
doğal maddelerden yapılmış, koruyucu, yanmayı önleyici,
anal mukosayı sıkılaştırıcı özelliklere sahip olan “Proctonet”
isimli yeni ürününü tanıtıyor. AA’nın çalışmaları, 20
hasta üzerinde, ürünün uygulanmasından itibaren, 1, 2,
3 ve 4 haftalık periyotlarda, klinik ve endoskopik kontroller
yapılarak yürütüldü.
AA, hemoroidal rahatsızlık kavramını kullanırken, “ileri
derecede olmayan (1. aşama), anüs mukozasının az ya da
çok derecede tahriş olmasından kaynaklanan ve değişik
düzeylerde acı, kaşıntı ve kanamalar gibi semptomlara
sahip olan” hemoroid cinslerini kastetmektedir.
Uygulanacak tedavi, ilaç tedavisi veya ameliyat olabilmektedir.
Ancak ameliyatla cerrahi tedavi uygulandığında da (skleroz,
elastik bağlanma, krioterapi), ilaç tedavisi de destek
olarak uygulanacaktır.
A.A., hem anal bölgenin temizliği için kullanılan hem
de bu patolojinin tam tedavisine olanak sağlayan yeni
bir ürünü kullanarak pilot bir çalışma gerçekleştirmiştir.
Ürünün komponentleri arasında, at kestanesi, ebegümeci,
elastin, tatlı badem yağı ve güvercin otu bulunmaktadır.
Bu maddelerin, hemeroidal patolojilerin tedavisinde büyük
yarar sağladıkları, uzun süreden beri bilinen bir gerçektir.
Proctonet, ayrıca, farklı tipte anal patolojilere (anal
kaşıntılar, anüste yapılan bir operasyonun sonuçları,
perianal dermatolojik hastalıklar, vb..) sahip olan hastalarda
da kullanılmıştır. Ancak, bu hastalar, ürünün etkilerinin,
doğal olarak uygulanacak olan diğer tedavilerle ne şekilde
etkileşim içinde olduğunun tespit edilmesi çok zor olacağı
için, bu pilot çalışmanın kapsamına dahil edilmemiştir.
MATERYALLER VE METODLAR
A.A., hemeroidal rahatsızlığa sahip 20 hastayı (15 erkek
ve 5 kadın), her biri için özel birer tablo tutarak izlemiştir.
Bu tablolarda, hastanın durumunun tanımı yanında, varsa
yapılmış olan operasyonlar, daha önce uygulanan tedaviler,
Proctonet ile tedaviye başlamadan önceki semptomlar,
ürünün uygulanmaya başlamasından, 1, 2, 3 ve 4 hafta
sonra yapılan kontrollerin sonuçları, elde edilen nihai
sonuç ve son olarak da hastaların kendilerinin bu yeni
ürün hakkındaki görüşlerine yer verilmiştir.
Her hasta için, tedavinin başlangıcında ve tedavi sonunda
birer kez olmak üzere, anüs kanalının iki ayrı fotoğrafı
çekilmiştir.
Çalışmanın olabildiğince homojen bir şekilde gerçekleşebilmesi
için, bütün hastalara mümkün olduğunca aynı tedavi şekli
önerilmiştir.
Hemeroidal rahatsızlığa sahip olan ve çalışma gurubuna
dahil olan bütün hastaların (15 erkek ve 5 kadın), aynı
tedavi çizelgesi ile hareket etmelerine çalışılmış, sadece
hastaya göre değişik diyet uygulamaları yapılmıştır.
Lokal ilaçların kullanımına izin verilmemiş, ancak daha
önce alışkanlık sebebiyle kullanmakta oldukları tuvalet
ürünlerine izin verilmiştir.
TEDAVİ ÇİZELGESİ
- Karnı (Alvo) düzenlemek için Mucillagine
- Diyet kesinlikle bol miktarda baharat ve alkollü
içki tüketimini engelleyecek şekilde olacak
- Hareketsiz şekilde uzun süre oturmanın, lokal rahatsızlığı
tetiklemesin engellemek amacıyla fiziksel eksersizler.
- Hastaların anal bölgenin temizliği için Proctonet
dışında bir ürün kullanmaları yasaktır. Proctonet,
bir defası dışkılamadan sonra olmak üzere, günde
üç defa, anüs kanalına penetre ettirilecek işaret
parmağı yardımıyla anüs bölgesine uygulanacaktır.
Anal ve perianal bölge uygulamadan önce, sadece su ile
yıkanmalı ve böylece ürünün uygulanmasına hazır hale
getirilmelidir.
Enstrümental kontroller, tam ve kesin bir teşhise varabilmek
ve diğer tür patolojileri ayırdedebilmek üzere yapılmaktadır.
Bu sebeple hastalar, tedavi öncesinde colonscopi ve anuskopiye
tabii tutulmuş ve anuskopi sırasında anüs kanalının fotoğrafı
çekilmiştir.
Tahriş olma seviyelerine göre, anal mukoza iki gruba
ayrılacaktır:
- orta düzeyde tarhiş olmuş
- yüksek düzeyde tahriş olmuş
Bu iki parametre, Proctonet kullanılarak tedavi başlatıldıktan
sonra dört hafta boyunca kontrol edilecektir. Ayrıca,
bu tedavi başlamadan önce yapılmış olan tedaviler varsa
onlar da belirtilecektir.
Ürünün yararlılığını sağlıklı olarak değerlendirebilmek
için, anuskopi ile tespit edilen mukozanın durumunun
yanında, hemeroidal anüslerde karşılaşılan aşağıdaki
üç semptomun durumu da gözlenmiştir:
- Acı. “Yok”’tan, “Dayanılamaz düzeyde”’ye kadar
giden bir skalada.
- Kanama. Var olabilir veya olmayabilir.
Kaşınma. Değişik şekillerde olabilir ve kaşınmaktan yara
oluşumuna kadar gidebilir.
PROCTONET TEDAVİSİNDEN ÖNCEKİ DURUM
Anuskopi:
Normal mukoza
Orta düzeyde tahriş olmuş mukoza
Yüksek düzeyde tahriş
olmuş mukoza |
Proctonet
0 vaka -
9 vaka %45
11 vaka %55 |
Kontroller
0 vaka -
12 vaka %60
8 vaka %40 |
Acı:
Yok
Yanma
Dayanılabilir ve ara sıra
Dayanılabilir ve devamlı
Dayanılamaz |
1 vaka %5
12 vaka %60
6 vaka %30
1 vaka %5
- |
1 vaka %5
14 vaka %70
4 vaka %20
1 vaka %5
- |
Kanama:
Yok
Dışkılamada damla damla
Göze batacak sıklıkta |
11 vaka %55
9 vaka %45
- |
10 vaka %50
10 vaka %50
- |
Anal Kaşıntı:
Yok
Nadiren
Sık ama dayanılabilir
Kaşınmaktan yara oluşmuş |
6 vaka %30
5 vaka %25
4 vaka %20
5 vaka %25 |
5 vaka %25
10 vaka %50
3 vaka %15
2 vaka %10 |
SONUÇLAR
Proctonetle bir haftalık tedavi sonrasındaki kontroller:
Anuskopi:
Normal mukoza
Orta düzeyde tahriş olmuş mukoza
Yüksek düzeyde tahriş
olmuş mukoza |
Proctonet
0 vaka -
10 vaka %50
10 vaka %50 |
Kontroller
0 vaka -
12 vaka %60
8 vaka %40 |
Acı:
Yok
Yanma
Dayanılabilir ve ara sıra
Dayanılabilir ve devamlı
Dayanılamaz |
2 vaka %10
11 vaka %55
6 vaka %30
1 vaka %5
- |
2 vaka %10
14 vaka %70
2 vaka %10
2 vaka %10
- |
Kanama:
Yok
Dışkılamada damla damla
Göze batacak
sıklıkta |
12 vaka %60
8 vaka %40
- |
10 vaka %50
10 vaka %50
- |
Anal Kaşıntı:
Yok
Nadiren
Sık ama dayanılabilir
Kaşınmaktan yara oluşmuş |
7 vaka %35
5 vaka %25
3 vaka %15
5 vaka %25 |
5 vaka %25
8 vaka %40
5 vaka %25
2 vaka %10 |
PROCTOnetle iki haftalık tedavi sonrasındaki kontroller:
Anuskopi:
Normal mukoza
Orta düzeyde tahriş olmuş mukoza
Yüksek düzeyde tahriş
olmuş mukoza |
Proctonet
0 vaka -
11 vaka %55
9 vaka %45 |
Kontroller
0 vaka -
13 vaka %65
7 vaka %35 |
Acı:
Yok
Yanma
Dayanılabilir ve ara sıra
Dayanılabilir ve devamlı
Dayanılamaz |
4 vaka %20
11 vaka %55
5 vaka %25
0 vaka -
- |
3 vaka %15
14 vaka %70
2 vaka %10
1 vaka %5
- |
Kanama:
Yok
Dışkılamada damla damla
Göze batacak sıklıkta |
17 vaka %85
3 vaka %15
- |
12 vaka %60
8 vaka %40
- |
Anal Kaşıntı:
Yok
Nadiren
Sık ama dayanılabilir
Kaşınmaktan yara oluşmuş |
10 vaka %50
3 vaka %15
4 vaka %20
3 vaka %15 |
5 vaka %25
8 vaka %40
5 vaka %25
2 vaka %10 |
PROCTonetle üç haftalık tedavi sonrası kontroller:
Anuskopi:
Normal mukoza
Orta düzeyde tahriş olmuş mukoza
Yüksek düzeyde tahriş olmuş mukoza |
Proctonet
5 vaka %25
15 vaka %75
0 vaka - |
Kontroller
1 vaka %5
14 vaka %70
5 vaka %25 |
Acı:
Yok
Yanma
Dayanılabilir ve ara sıra
Dayanılabilir ve devamlı
Dayanılamaz |
11 vaka %55
6 vaka %30
3 vaka %15
- -
- |
4 vaka %20
13 vaka %65
2 vaka %10
1 vaka %5
- |
Kanama:
Yok
Dışkılamada damla damla
Göze batacak sıklıkta |
19 vaka %95
1 vaka %5
- |
12 vaka %60
8 vaka %40
- |
Anal Kaşıntı:
Yok
Nadiren
Sık ama dayanılabilir
Kaşınmaktan yara oluşmuş |
11 vaka %55
3 vaka %15
5 vaka %25
1 vaka %5 |
6 vaka %30
9 vaka %45
4 vaka %20
1 vaka %5 |
PROCTonetle dört haftalık tedavi sonrası kontroller
:
Anuskopi:
Normal mukoza
Orta düzeyde tahriş olmuş mukoza
Yüksek düzeyde tahriş olmuş mukoza |
Proctonet
13 vaka %65
7 vaka %35
0 vaka - |
Kontroller
3 vaka %15
14 vaka %70
3 vaka %15 |
Acı:
Yok
Yanma
Dayanılabilir ve ara sıra
Dayanılabilir ve devamlı
Dayanılamaz |
17 vaka %85
2 vaka %10
1 vaka %5
- -
- |
8 vaka %40
10 vaka %50
1 vaka %5
1 vaka %5
- |
Kanama:
Yok
Dışkılamada damla damla
Göze batacak sıklıkta |
19 vaka %95
1 vaka %5
- |
15 vaka %75
5 vaka %25
- |
Anal Kaşıntı:
Yok
Nadiren
Sık ama dayanılabilir
Kaşınmaktan yara oluşmuş |
14 vaka %70
3 vaka %15
3 vaka %15
0 vaka - |
9 vaka %45
5 vaka %25
5 vaka %25
1 vaka %5 |
NİHAİ SONUÇLAR
Anuskopiden elde edilen verilerin ve dört haftalık tedavi
süresi boyunca semptomların gidişatı göz önüne alındığında,
aşağıdaki ifadelerle bir nihai sonuca ulaşılmaktadır:
- Gözlem altına alınan 20 hastadan hiçbirinin durumunda
ağırlaşma tespit edilmemiştir.
- Hiçbir hasta başlangıçta olduğu durumda kalmamıştır.
- Toplam %35 oranına denk gelen 7 hastanın durumu
iyileşmiştir.
- Toplam %65 oranına denk gelen 13 hasta tamamen
iyileşmiştir.
Bu veriler, kontrol gurubuyla da karşılaştırılarak,
yukarıdaki iki grafikte gösterilmiştir.
DEĞERLENDİRMELER
Yapılan gözlemler, söz konusu ürünün hemoroidal rahatsızlıkların
tedavisindeki başarısını göstermiştir.
Ürünün en önemli özelliği, hem anüsü hem de anüs kanalının
mukozasını temizleyerek rahatlatması, ve mükemmel temizliğin
yanısıra, mükemmel bir tolerans durumu oluşturabilmesidir.
At kestanesi, tatlı badem yağı ve daha önce listelenmiş
diğer komponentlerinin yardımıyla ürün, anal mukozayı
güçlendirmekte, korumakta (badem yağı), ve tahriş olmayı
önleyici ve sıkılaştırıcı (at kestanesi) etkisiyle de,
mukozanın dayanıklılığını arttırmaktadır.
Ürün, etkili olmasının yanısıra, uygulama açısından da
kolaylık getirmektedir. Ancak belirtilmesi gereklidir ki,
hastalardan bir kısmı, bu şekilde günde üç kez yapılan
temizlikten memnun olmamışlardır ve bazıları da Proctonet
krem ürününün yanısıra, (güvercin otu, at kestanesi, filmojen
uropigeal yağ ve elastin içeren) likit tipini de kullanmışlardır.
|
|